Yoldaşlık ve Eşcinsellik
Metalaştırılmış bir varoluş biçimi olarak erkekliğin modern Sodom'un
işleyişi dahilindeki simgesel dolaşımı, her lonca üyesinin, hiyerarşi sıralamasında
hemen kendi altında yeralan diğer üyelerin erkekliklerini temsilen kullanma
hakkını temin eder. Lonca işleyişinde astların üstlere erkekliklerini gönüllülükle
devri, dil-mitosun yaşarlılıktaki en eski duyuşsal ifadelerden birine tekabül
eder. Eski dünya kültüründe, takıntılı cinsellikler geliştirmiş pek çok
ataerkil toplumda görülmüş olan ve hakim erkeğin buyruğu altındaki diğer
erkeklerin eşleri ve kız çocukları üstündeki haklarını güvenceleyen yasa
ve gelenekler (babanın gelinleri veya derebeyinin köylülerinin karıları
üstündeki ilk gece hakkı vb.) doğanın bereketli varlığının bir cinsel haz
kaynağı olarak paylaşımını düzenlemekteydiler. Boyuneğen erkek, efendisinin
karısı üstündeki ilk gece ya da keyif hakkını kullanmasına tanıklık ederken,
simgesel işleyişte, kadının bedeninin mülkiyetinin efendiye ait ve kendi
erkekliğinin bir ruhsat olduğunu teslim etmiş oluyordu. Yine aynı işleyiş,
cinsiyetin mutlak kadınlıktan mutlak erkekliğe uzanan simgesel bir yelpazesini,
erkekliğin mülkün boyutlarıyla ölçeklendirildiği bir kılgısal hiyerarşinin
üstüne izdüşürmekteydi. Bu geçmişin modernliğe bıraktığı şiddetli duyuşsal
miras, kendi varlığına yabancılaşabilen modern erkeğin, bunu doğanın bir
bereketi gibi, simgesel efendisine sunabilmesinin zeminini oluşturdu. Lonca
hiyerarşisinin barındırdığı basit kullanıcı-alet ilişkisi, kapitalist maddi
işleyiş içersinde yeniden üretilirken, üstlerin, astlarınca birer eyleme
teminatı olarak sunulan erkeklikleri, takma uzuvlar olarak kullanmalarını
olanaklı kılan yetkin bir iktidar uygulayımına dönüştü. Modern erkeğin,
erkekliğini bir diğer erkeğe, kullanılmak üzere sunduğu ilişkilerden birine
gündelik dilde yoldaşlık adını veriyoruz.
Evet. Yukarda sarfettiğim son cümleyle birlikte bir ifade duvarına çarpmak
üzere olduğumun farkındayım. Bu ifade duvarını yoldaşlık sözcüğünün (ve
benzerlerinin ya da türevlerinin) çevresinde örülmüş duygusal edebiyatın
muazzam hacmi oluşturuyor. Modern işleyişin coğrafyasında, ölçübiçimsel
dilin yoğunlaşarak hacim kazandığı ve ikinci dereceden göstergelerin üstüste
yığıldığı her hangi bir bölge, neredeyse her zaman, üstü örtülen düzenin
en hayati eklemlerinden birine işaret eder. Erkek topluluklarında iktidarın
dolaşımını ve dağıtımını düzenleyen bir ilişki olarak kurumlaşmışsimgesel
livata, hakim hukukun erkek cinsini merkeze alması dolayımıyla, siyasi-toplumsal
iktidarın (hangi düşünsel zeminde meşruiyet bulmakta olursa olsun) üstünde
işlediği duyuşsal-davranışsal zemini oluşturur. [d13]
Modern Sodom'un beylerinin gerçek eşcinseller karşısında duydukları öfke
ya da riyakar merhamet böyle bir duyuşsal zeminde varolmanın getirdiği
derin bir huzursuzluğun davranışsal ifadesidir. Eşcinselin kılgısal varoluşu,
Sodom beyinin gerçek bir anlama işaret etmeyen simgesel kabuğunun ardındaki
boşluğu doldurabilecek güçte olduğu gibi, iktidar düzeninin üstünü örten
ölçübiçimsel dili hayatın içersinde geçersizleştirdiğinden, daimi bir rahatsızlık
kaynağı olarak algılanır. Eşcinsellere yönelik aşağılayıcı edebiyat ve
çıplak şiddet, öte yandan, Sodom'un simgesel hiyerarşisine dışardan ve
en aşağıdan eklemlendirilmelerini olanaklı kılan bir yan-işleyişe karşılık
düşer.
Tomas Gutierrez Alea'nın 106 dakikalık anlatısı, erken 90'lı yılların
Havana'sında, yolları kesişen iki farklı erkeğin yaşantılarından canlı
ve devinimli tasvirlerle açılır. Çilek ve çikolata, aykırı ve sorunlu kimliğiyle
eşcinsel yazar Diego'nun, henüz yetişkinliğin kıyısındaki üniversiteli
genç komünist David'in yoluna çıkışıyla örülmeye başlayan derin bir dostluk
ilişkisinin öyküsüdür. Pek çoğumuz için geçerli olduğu gibi, David ve Diego
da birbirleri için, başlangıçta, benin yaşantı alanına giren birer öteki
yıldızdan ibaret görünürler. Diego, küçük haz oyunlarıyla büyük duyarlılıkların
örtüşemeyen kader çizgisinde uzanan bir arayış yolculuğundadır. Sevgilisi
Vivian'ın ehemmiyeti partisinden menkul bir küçük efendiyle evlenerek geçerliliği
seçmesiyle, karmaşık bir boşluğa düşmüş olan David ise, hayatının belki
de ilk muhasebesinin eşiğindedir. İki erkeğin ilişkisi Havana'nın verili
gündeliği içersinde hızla ilerlerken, David'in yatak beraberliğini baştan
reddetmiş olması, Diego'nun arayışını billurlaştırmasına yardımcı olacaktır.
David, uzunca bir süre, Diego'yla ilişkisini örgüt yoldaşı Miguel'in
huzurunda dile dökme ihtiyacını duyar. [d14]
Bir erkeğin bir başka erkeğin bedeni ve bu bedenin deneyimleri üzerindeki
denetimi, yoldaşlık ilişkisinin bir tahakküm olarak işleyişinin esasını
teşkil eder. Bu denetim düzeneği, başka başka erkeklerin yaşantılarının
umumileştirilmiş biçimsel kalıplara dökülmesini sağladığı gibi, erkekleri
ait oldukları simgesel hiyerarşilerin dışına çıkmaktan, diğer bir deyişle,
kendi özgün yaşanmışlıklarını geliştirmekten de korur. Simgesel aidiyetin
ortaya çıkardığı ortak yaşantı alanı gerçekliği öylesine çarpıtır ki, kimi
zaman, sadece bu ortak alanda geçerli ölçübiçimsel dilin dışına çıkmak
bile, içerdekilerin düştükleri aczin ve nafileliğin görülmesini mümkün
kılar. Hiyerarşik denetim, denetlenen erkeğe de, taşımakta zorlandığı yaşantılardan,
bunları bekletmeksizin umumiyete dökerek kurtulma olanağını sunar. Simgesel
aidiyet bir ikame-varoluş olarak hakikisinden daha kolaydır.
Diego'yla ilişkisini Miguel'e anlatmak, David için, film ilerledikçe
zorlaşan bir ödevdir. David'in önceleri bir takım yabancı ülkeler temsilcilikleriyle
teması olabilecek devrim [d15] aleyhtarı bir
ibnenin izlenmesi olarak dile döktüğü yaşantı, Miguel tarafından, birlikte
hareket edebilecekleri yeni bir dışsal amaç olarak değerlendirilmiş ve
olumlanmıştır. Miguel, yoldaşının ilişkisinin bir eşcinselle olması nedeniyle,
özellikle dikkatli ve koruyucudur: denetimi yoğunlaştırma ihtiyacını duyar.
David, oysa ki, kendine ve Miguel'e yalan söylediğini her gün biraz daha
derinden kavramaktadır.
Miguel sabırsızlanır; devrime zarar verebilecek sefil bir ibnenin
açığa çıkarılması işinin bu kadar da uzamasını anlamamaktadır. Miguel'in
rahatsızlığı David'le arasındaki simgesel birliğin çözülmekte oluşunu hissetmesinden
kaynaklanır. Diego'nun bertaraf edilmesi amacıyla harekete geçmeleri, bu
simgesel birliğin yenilenmesi ve güç kazanması için gereken dışsal eylemliliği
de sağlayacaktır. Düştüğü ifade açmazından kurtulmak amacıyla, David, Diego'yu
insani çehresi ve sorunlarıyla anlatmayı dener. Miguel'in, Diego'yu savunmak
durumunda kalan David'e yönelttiği bir soru, erkekler loncasının bir karaltısını
dile taşıması yanında, senaryo yazarı Senel Paz'ın yüksek farkındalığının
güzel bir örneğini de teşkil eder.
"Kendi cinsiyetine bile sadık kalmamış birine nasıl güvenebilirsin ?" [d16]
Sodom hiyerarşisine giriş verili bir kültür yaşantısıdır. Yetişkin modern
erkeklerin toplumsal alanda iletişirken başvurdukları tüm ulamsal ve metaforik
diller, merkezdeki simgesel iletişim zincirini örselemeyecek şekilde güçsüzleşmişlerdir.
İki erkek arasındaki dilsel iletişimin güç kazandığı her özgün yaşantı
kesitinde, bu erkekleri loncaya bağlayan ve lonca içersinde birbirleriyle
ilintilendiren simgesel gösterme düzlemi çözülmeye başlar. Düzenin böyle
çözülmelere karşi bekçiliğini, pek çok başka durumda da olduğu gibi,ihanet
göstergesi yerine getirir. Modern Sodom'da ihanet, işleyişsel zeminde,
lonca hiyerarşisinde bir eyleme teminatı olarak sunulmuş erkekliğin geri
çekilmesinden ibaret olmakla birlikte, simgesel efendide şiddetli bir cinsel
aşağılanmışlık duyumuna ve öfkeye neden olur. Bu öfke külliyetli ölçübiçimsel
edebiyatları doğurmuştur. Yakın siyasi tarihimizi dolduran hainler kalabalığı
(vatan hainleri, davadan dönenler, dinden çıkanlar ve bunların sayısız
türevleri), bir boşluğu dışardan sınırlayan içbükey bir karabasanın kahramanlarını
oluştururlar. Dünya bir kaç kez yıkılıp yeniden kurulsa ve hainlerin çehreleri
her defasında değişse dahi, böyle bir karabasan, akıldışı bir durağanlıkta
hep aynı düzeni sergiler.
Diego, David'le ilişkisinin anahtar sözcüğünü telaffuz eder: dostluk.
İlişkinin bu yeni düzeni yerleşirken, filmin başından bu yana davranışsal
bir örnek olarak yorumlanan David kişiliğinin içinin dolmaya başladığını,
çektiği acının adını koyan ve kendine dönen genç bir adamın yüzünün belirginleştiğini
izleriz. Dostluk, sanki, Diego'nun kader çizgisini değiştirirken, David'e
de kendi varoluşunu kazandırmış gibidir. Senel Paz'ın senaryosu, lakin,
dostluğu cinsiyet sınırlarının ötesinde resmetmenin peşindedir. Mirta Ibarra'nın
mükemmel oyunuyla can verdiği Nancy, intihar denemesiyle birlikte sahne
kazanırken, Diego ve David'in ilişkisini de bir kurgu olmaktan kurtarır.
David kendi özgün varoluşunu kurdukça, Miguel'le paylaştığı ikame-varoluş
çözülür ve aralarındaki simgesel iletişim, açık bir çatışmanın ardından
kopar. Bu kopuşla birlikte, Miguel'in içinde hala yaşamayı sürdürdüğü simgesel
göstergeler dizgesinde, David'in bir gösterilen olarak konumu değişmiştir.
Miguel, lonca işleyişi gereği, David'in hakettiği yeni hiyerarşik konumu
geçerlileştirmeyi vazife edinir ve bu yönde harekete geçer: eski yoldaşının
Diego'yla eşcinsel bir ilişki içersinde olduğunu kanıtlayarak örgütten
atılmasını sağlayacaktır. David, Miguel için artık dışsal bir amacın nesnesidir.
Paz'ın senaryosu, Miguel'in bu son eylemini resmettiği sahnelerde, iktidar
erkekliğinin özündeki kaypaklığın da altını çizer.
Başından sonuna bir anlatı olarak akması ve çok güçlü bir senaryo
üzerinde yükselmesi nedeniyle, Çilek ve Çikolata'nın, yönetmeninin yaratıcılığından
ziyade ustalığını talep eden bir yapıt olduğu söylenebilirdi. Bununla birlikte
Alea'nın erkek ve kadın bedenlerini perdede konumlarken yakaladığı dil-duyuşsal
ifade hacmi, anlatının son derece derin bir kavrayış noktasından görselleştirildiğini
kanıtlıyor. Bu sahnelerden birini irdeleyerek, yazıyla hakkı verilmesi
olanaksız bu güzel filmden ayrılacağız.
Miguel, Diego'nun yanından körkütük sarhoş gelen David'in başını
musluktan akan suya tutarak, yoldaşının kendine gelmesine yardımcı olmaktadır.
[d17] Perdede biri öne eğilmiş, diğeriyse onun
üzerine eğilmiş iki çıplak erkek bedeni görürüz. Üstteki erkek bedeni kollarını
kullanarak alttaki bedene destek olmakta ve devrilmemesini sağlamaktadır.
Filmin akışı içersinde, çoğunlukla anlatıya (kurgusal düşüncenin ifadesi)
aracı olan ve ona eşlik eden görsel ifade, bu kez anlatıdan özerkleşmiş
ve başka bir şeyin ifadesine dönüşmüştür. Bedenlerin perdeye yerleştirilişleri
ve bunların devinimlerinden oluşan görsel göstergeler livataya işaret ederler.
Kurgusal ifadeyle görsel ifadenin bu birbirlerinden özerk ama eşzamanlı
terkibi, tıpkı çok sesli müzik dinlerken kulaklarımıza ulaşan iki başka
müziksel ifadenin birlikte bir duyuş/düşünce oluşturmaları gibi, iki eşzamanlı
ifadenin toplamlarından daha büyük ve bu toplamdan daha başka bir bileşik
ifade olarak düşünülebilir. Alea bu sahneyi filmin akışı içersinde öyle
bir noktaya koymuştur ki, kurgusal ve görsel iletiler seyircinin zihninde
yerlerini bulurken bir soru oluşturacak şekilde biraraya gelirler: Miguel
ve Diego'dan hangisi David'le ilişkisinde eşcinsel duyuşlar içersindedir?
Sahnenin sonunda iki erkek musluktan ayrılırlarken, Miguel, David'in kıçına
hafif bir şaplak atarak, bayağı bir şaka yapmaktan da geri kalmaz.
İlk sessiz filmlerde, anlatıların doğrusal bir gelişim çizgisinde canlandırılmalarını
üstlenmiş olan devinimin, sinema dilinin bugün ulaştığı noktada, yönetmenlerce
bir tür tasarım malzemesi olarak kullanılabildiğini izliyoruz. İnsan topluluklarının
iletişimsel tarihinde, ağırlıklı olarak duyuşların ifadesinde başvurulmuş
ve bu işleve uygun dilsel bir bellek kazanmış devinimin, sinema yönetmenlerinin
zihinlerinde, düşüncelerin ifadesi amacıyla istihdamının keşfi, önemi henüz
yaygın olarak farkedilmemiş bir dil devrimidir. Günümüzde yönetmenler,
deyim yerindeyse, artıkdevinimlerle de düşünebilmekte, buna karşılık,
sinema seyircisi, yönetmenin düşüncelerini duyuşsal biçimler aracılığıyla
anlamlandırmaktadır. Sinemanın bu keşfinin, yakın bir gelecekte kitle iletişimince
de öğrenilerek, yaygın bir iktidar uygulayımına dönüştürüleceğini şimdiden
söyleyebiliriz. |